Bana uyacak bir marilyn monroe resmi yok! Yettiği kadar


14 Şubat 2011 Pazartesi

Beklenmeyen

Evet sabahki giderlerimi bir bir yutmam lazım sanırım an itibariyle. Bugun den hiç bir şey beklemezken, çeşitli süprizler, ve benim elimde patlamayan süprizlerin sahibine verilebilmiş olması, hmmm şeyyy neydii, aslında mutlu ediomuş. Galiba, sanırım. Yok yok hakkaten öyle.

Şimdi günümün nasıl başladığını biliyorsunuz zaten. Eski bir kazak, biraz makyaj falan bildiğiniz kısmı. Sizin bilmediğiniz, butun gün deli danalar gibi ortalıkta saldıracak insan aramak, Nesquik kendini kötü hissetmesin die asla ama asla ona bu duygu gel-gitlerini belli etmememek, sacma sapan ders programım yüzünden saatlerce aynı bankın üstünde oturup 1 paket sigara bitirmek, insanların gidip gelmesi benim olduğum yerde sabit kalmam, bugunden bir şey beklememek, Sevgililer gününe bok atanlara bok atmak istemek ama yapılan hazırlıklara rağmen kutla(ya)mayacağını bilmek(iş toplantısı/yemeği var çocugun aaaaa) ve bu yüzden Sevgililer gününe de bok atmak istemek,sevgliler günüyle ilgili naptıklarını/napacaklarını saniye saniye twitterda paylaşanlara kafa göz dalmak istemek (Ben bir haftadır hazırlanıodum bir tweet bile yazmadım görgüsüzler) ...vs vs vs.

Sonra bir telefon, günüm aydınlandı.Önce aydınlandı sonra biraz korku hali sardı dört bir yanımı. Eve gelen çeşit çeşit hediyeyi babamın teslim almış olması (ki kesinlikle sevgilim olduğu gerçeği babayla paylaşılmaz bizde), annemin panik halindeki telefonuyla tarafıma bildirildi. Neyseciğime ben böle ilk şoku atlattıktan sonra biraz rahatlamışken 2. telefonun gelmesi, bu sefer babamın gelen çiçekleri teslim almış olması ve her şeyden enteresanı benim 2 tane erkek arkadaşım olduğunu düşünüp benimle gurur duymasına kadar gidiyor bu hikaye. Butun bu telefon trafiğinden sonra, Nesquik'in araması işinin bittiğini söylemesi. Beraber Sevgililer Gününü kutlamak, artık yaştan mıdır, yoksa onunla beraber olduğum için midir bilmiyorum, sanki daha da bir anlamlıydı bu Sevgililer günü. Sanki ben bir liseli kız, sanki ilk aşkım ve sanki ben onunla evleneceğim gibi klişe düşünceler. Hani böyle bir anda gününüze ışık doğması. İşin ilginç yanı, ben Sevgililer Gununu hiç önemsemezdim bile. Genelde 'Uff aman kim uğraşıcak?' Ama sanırım, bazen karşımıza çıkan insan hala, ilk defa yaşamadığımız şeyleri ilk'imizmiş gibi yaşatabiliyormuş. Yeni bu duygu benim için. Uzun zaman sonra Heyecan, uzun zaman sonra aslında SON olan İLK. Sadece ikinizi saran havaifişekler..

Yani yazının özeti şöyleki, sabahki yazımı tamamen yutarak;

Bazen klişelerde, insanı mutlu, en mutlu edebiliyormuş.

2 yorum:

Hero of Darkroom dedi ki...

helal olsun nesküike : )
sizin adınıza pek bi sevindim efenim.. mutluluğunuz daim olsun

FiRSTe dedi ki...

amin işala hepimize
bugun bana yarın sana ona ;)