Bana uyacak bir marilyn monroe resmi yok! Yettiği kadar


17 Şubat 2011 Perşembe

Been There, Rocked that..but its gone now.

Kendimi uyuşturu bağımlıları gibi hissediyorum. Sadece kendim için değil bu hissiyatım. Tabi bu duyguyu sadece okuduğum kitaplardan ve izlediğim filmlerden biliyorum yada bildiğimi sanıyorum. O filmlerde ve kitaplarda, bağımlıların dostlukları normalde bulabilceğiniz gibi dostluklar değildir. Eğer cebinizde mal varsa sizinle ölüme bile gelirler, yoksa sizi satabilirler bile para karşılığı. Dostluğun sınırı olmadığı gibi ihanetin de sınırı yoktur o hikayelerde. Sonra ölmeye başlarlar yawas yawas. Bırakan şanslı 1-2, belki yaşar belki yaşamaz. Belki tekrar başlar.

Bende kendimi öyle hissediyorum. Dedim zaten. Üniversitenin ilk yılları, yeni kazanılmış bir özgürlük. Artık izin almadan evden dışarı çıkmak. Haber vermen yeter, izin almadan kalman istediğin arkadaşında kalabilmek. İstediğin kadar harcaman, istediğin kadar içmen, istediğin kadar insanla konuşman, istediğin kadar eğlenmen. Öyle bir yanılsama ki bu, hayatının kontrolu sende sanıyorsun. Tıpkı her bağımlının 'İstediğim anda bırakırım' demesi gibi. Hangi sınavlara çalışmadığımı, sırf akşamdan kalma olduğum için kaç sınava kalkıp gitmediğimin sayısını unuttum çoktan. Unutmadıklarım o beraber zaman geçirdiğim insanlar. İstanbul'u salladım ben. Salladık. İstanbul benim oldu, bize yenik düştü. Fazla alkolden hastaneye gidip serum yemek komik bir olaydı bizim için o zamanlar.
-'Abi dün akşam yine hastanedeydik hauehehuuedheu'
-'Bu gece hastaneden loca ayırtalım bari, her hafta birini taşıoruz ehueheueh'
-'Aynen kanka hehuehe'
Gibi, gibi.
Sonra eğlendiğim her anın acısı benden çıkmaya başladı. Nasılki uyuşturucu, vücudu yavas yavas çürütüyorsa, yaşadığımız o hayatta bizi tüketmeye başladı. Daha doğrusu beni. Ben toparlayamadım. Sonra ben öldüm. İnsanlar toparladılar kendilerini. Ben tekrardan yaşama dönmeye çalışırken, onlar çoktan devam ettiler hayatlarına. Hatta yeni hayatlar kurdular kendilerine. Büyüdük kısaca. Geçirdiğimiz hatırlamadığımız gecelerden sonra, birbirimizi kahkahalarla arayıp 'Noldu ?' diye çözmeye çalışırken, artık utanarak aramaya başladık. İçip içip saçmalayan insanlara, aşağılayan gözlerle 'Hala öğrenemedin mi içmesini?' der olduk.

Bir tek ben hapsoldum bu döngüde. Eskisi gibi eğleniyor, hiç bir şey umrum değil olsam, zaten böyle hissediyor olmayacaktım. Ama öyle de olmuyor, böyle de olmuyor. Artık geçti, sonu olmayan party gibi bir hayat yaşamak benden biliyorum. Fakat beni bitiren, aslında bu kadar sorumluluk sahibiyken, hala kendi çıkış biletimi alamamış olmak. Üstüme kabus gibi çöktü o yaşadığım eğlenceler. Hala acısı çıkıyor. Hala bitmiyor gençliğimin, eski sorumsuzluğumun intikamı. Hala yetmiyor. Bir türlü nötr'lenmiyor ve ben bir türlü özgür kalamıyorum. Diğerlerinin aksine. Ve uyuşturucu bağımlılarının balon olan dostlukları gibi, benimkiler de sönüyor. Çünkü kimse anlamıyor. Benimle aynı geceleri geçirip, aynı sınavlara girip çıkmış ve aynı sorumluluklara sahip olan herkes kurtardı kendini. Bense evdeyim artık hep. Genelde yalnız. Sosyal aktivitem telefonum.

Öyle olsun istemiyorum hayatım tekrardan. Sorumsuz, yarını düşünmeyen, anlık eğlencesine bakan. Ama böyle de olmamalı. Daha çok işe yaramalıyım. Dünya'ya katkım olmalı. Kurtulmalıyım bende. Planlar yapabilmeliyim. Kontrol edebilmeliyim hayatımı. Daha fazlası olması.

Yani benim hala 'Roxy Girl' olduğumu düşünen hocaya inat, değilim artık. Çünkü ben öldüm. Ve diğerleri devam ettiler. Diğerleri çizdiler yollarını. Ve ben üstüme atılmış toprağı tırnaklarımla kazmaya çalışıyorum. Ama hep daha fazlası dökülüyor. Yardım eden yok, edebilecek olan yok.

İstanbul benimdi. Been there, rocked that!
Ve kaydı gitti ellerimden.
Başka tutacak bir şey bulamadım.
Ve sonra ben öldüm.
Diğerleri devam ettiler.
......

4 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

:)
Bir şeylere yeniden başlamanın yolu ölmek değil. Bence, o bahsettiğin diğerleri gibi yeni bir hayat kurmak senin elinde. Geçmiş kötü günleri unutmak, sünger çekmek, bunlar çok önemli şeyler. Bunu başardığın anda gerisi gelecektir :)

FiRSTe dedi ki...

optimist tarafım pek bir suskun bu dönemler yazdıklarınız için tesekkur ederim
deep'in yorumları gibi mutlu ediyor yorumlarınız. Hoşgeldiniz bloguma :)

Geronimo dedi ki...

Bende bazen senin gibi düşünüyorum, yapamadıklarımın zararını gördüğümde. Ama bana öyle geliyor ki hayatın düzene girdiğinde iyiki de yaşamışım be o günleri diyeceksin. Geçmişte ama mutlu anılar olarak kalırlar inşallah hayatında bu yaşadıkların.

Hero of Darkroom dedi ki...

ve bence bilincinde olarak anı yaşamalı artık...
sorumluluklarını unutmadan tabiki..
sadece bazı bazı sorumluluklarımızı ceketimiz gibi vestiyere bırakıp devam etmeliyiz anı yaşamaya..